“Emperyalist barbarlık, Latin Amerika ve Ortadoğu” Söyleşisi Gerçekleştirildi

“Emperyalist barbarlık, Latin Amerika ve Ortadoğu” Söyleşisi Gerçekleştirildi

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Kadıköy Şubesi’nde Doç. Dr. Ertan Erol ile BirGün yazarı İbrahim Varlı’nın katılımıyla “Emperyalist barbarlık, Latin Amerika ve Ortadoğu” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Kadıköy Şubesi’nde Doç. Dr. Ertan Erol ile BirGün yazarı İbrahim Varlı’nın katılımıyla “Emperyalist barbarlık, Latin Amerika ve Ortadoğu” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide ilk olarak söz alan Doç. Dr. Ertan Erol, Venezuela’ya yönelik kanlı operasyonun ABD hegemonyasının düşüşüyle ilişkilendirdi.

ABD’nin Venezuela ve ardından Küba’ya yönelen operasyonlarını, “düşüşteki bir hegemonyanın güç gösterisi” olarak nitelendiren Erol, Trump’ın askeri operasyonlar sonrası kullandığı “Tek bir kurşun bile yemedik” ifadesinin teknolojik ve askeri bir üstünlük kurma girişiminden ibaret olduğunu belirtti.

Erol, şunları söyledi:

“Bu söylemler, aslında ekonomik olarak yıkılma sürecinde olan ABD sermayesinin, askeri zorbalıkla ayakta kalma çabasıdır. Latin Amerika’daki saldırılar sıklıkla ‘petrol savaşı’ olarak okunsa da mesele bu kadar basit değil. PDVSA verilerine göre Venezuela petrolünün sadece yüzde 10’u kullanılabilir durumda ve ABD şirketleri buradaki rafinasyon maliyetine girmek istemiyor. Dolayısıyla bu saldırıyı sadece kaynak arayışı olarak görmek yetersizdir. ABD’nin asıl amacı, bölgede yükselen Çin etkisini kırmak ve Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak yeniden konsolide etmektir.”

“EKONOMİK GÜÇ ERİDİKÇE, ASKERİ ZORBALIK ARTIYOR”
BirGün yazarı İbrahim Varlı ise ABD’nin hamlelerinin yalnızca Trump’ın kişisel politikalarıyla açıklanamayacağını, sürecin ABD emperyalizminin ekonomi politiğine odaklanarak okunması gerektiğinde dikkat çekti:

“ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla dünya ekonomisini büyük ölçüde denetimi altına aldı. O dönemlerde dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ını kontrol eden ABD’nin payı, bugün raporlara göre yüzde 16’ya kadar gerilemiş durumda. ABD hâlâ askeri olarak bir numaralı güç olsa da, ekonomik üstünlüğü 1945’ten bu yana ciddi biçimde geriledi. Bu noktada ABD sermayesi, mevcut kapitalist düzeni içinde çürüyor ve bunu askeri güçle telafi etmeye çalışıyor. Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya uzanan bu emperyalist kuşatma, yalnızca Trump’ın politikalarıyla açıklanamaz; bu süreç, ABD sermayesinin kaynak talebinin doğrudan sonucudur. Savaşlar Biden döneminde başladı, Trump kendi siyasal karakterini koyarak sürdürdü; Trump sonrasında da bu yönelim değişmeyecek. Çünkü daha fazlasını elde etme arzusu, kapitalizmin yapısal sonucudur. Grönland da bunun çarpıcı bir örneğidir: Danimarka ile müttefik olmasına rağmen ABD, bu gerçeği tanımayarak bölgeyi kendine hak gördü. Bugün ABD, Latin Amerika’yı bir kaynak alanı, Ortadoğu’yu ise kültür, eğlence ve turizm sektörlerinin genişleme sahası olarak kuşatıyor. Emperyalist barbarlık yeniden paylaşım kavgası içindeyken, son yıllarda savaşlarda da belirgin bir tırmanma yaşanıyor. Buna karşılık ise halklar ve ezilenler egemenlere karşı seslerini yükseltiyor.”

admin avatarı